Akademide mobbing de var, akademik etik ihlali de var!

Öğretim Elemanları Sendikası (ÖGESEN) ve Hitit Üniversitesi işbirliğinde AB Projeleri kapsamında alanında uzman akademisyenlerce gerçekleştirilen “Sosyal Diyaloğun İnşasında Entelektüel Çaba” projesinin en önemli çıktılarından biri olan akademik mobbing ve akademik etik saha çalışması sonuçlandı. 971’i erkek, 919 kadın olmak üzere toplam bin 890 akademisyenin katılımı ile gerçekleştirilen çalışmanın sonuçları başta akademisyenler olmak üzere tüm ilgililere önemli veriler sağlıyor.

GENÇ AKADEMİSYENLER MOBBİNGE MARUZ KALIYOR

Araştırmaya bin 180 araştırma görevlisi, 364 öğretim görevlisi (kaldırılan uzman, okutman kadroları da dahil olmak üzere), 255 doktor öğretim üyesi, 69 doçent ve 22 profesör katılırken, genç akademisyenlerin yoğun olarak mobbinge maruz kaldığı sonucu ortaya çıktı. Akademisyenlerin yüzde 63’ü hocaları tarafından azarlandıklarını, yüzde 75’i sözünün kesildiğini, yaklaşık yüzde 70’i çeşitli şekillerde rahatsız edildiğini, yüzde 62,5’u sözlü tehditler aldığını, yüzde 88’i hakkında dedikodu yapıldığını, yüzde 72’si yeteneklerinin çok altında işler verildiğini ve yüzde 80’i insanların kendisi hakkında kötü konuştuğunu belirtti.

vahdetozkocak_bulten

ÖGESEN Başkanı Vahdet Özkoçak, “Sürekli kadro ilanı gerektiren bir sistemde ve doçent olana kadar sözleşmeli çalışan akademisyenler ne yazık ki sürekli mobbing ile yüz yüze ve stres altında çalışmak zorunda kalıyor. Bu durum ülkemizin bilimsel verimliliğini ciddi olarak etkiliyor. Sağlıklı ve başarılı bir Türk Akademisi için insana değer veren ve mobbingi engelleyen bir sistem kurulmalı. Aksi halde uzun yıllar daha büyük başarılara hasret kalmamız içten bile değil” diye konuştu.

ETİK İHLAL

Özkoçak, şöyle devam etti: “Yine akademik etik yönünden de özeleştiri gerektiren sonuçlar ortaya çıktı. Akademisyenlerin yaklaşık yüzde 50’si akademik etik ihlali yapılıp yapılmadığı sorularına olumlu yanıt vermiş ve yine yaklaşık yüzde 67’si akademisyenlerin bu ihlali tespit etse bile sessiz kalarak şikayette bulunmadığını belirtmiştir. Yüzde 74’ü ise çalışmaların sonuçlarına katkısı olmasa bile diğer akademisyenlerin haksız yazar olarak eklendiğini belirtmiştir. Tüm bu sonuçlar ülkemizin unvan ve kadro sisteminin etik ihlali de beraberinde getirdiğinin kanıtıdır. Çalışmaların niteliğinden ziyade niceliğine bakan ve akademisyenleri kalıba sokarak unvan ve kadro veren bu sistem ne yazık ki akademisyenlerimizi etik olarak kötü etkilemiştir. Tüm bu sonuçlar her kademede alan bazlı değerlendirmelerin gelmesi gerektiğinin kanıtı olarak görülebilir.

Akademik Mobbing ve Akademik Etik başta olmak üzere temel sorunlarımızın çözümü için Milli Eğitim Bakanımız Prof. Dr. Ziya Selçuk’tan yeni yasama döneminde beklentimizin yüksek olduğunu belirtir, kendilerine her zaman destek olacağımızı belirtmek isteriz.”

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir